Hac Kayıtları Başlıyor

Hac Kayıtları Başlıyor

2018 yılı hac müracaat ve kayıt işlemleri ile ilgili hususlar Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu Kararıyla belirlenmiştir.
KUDÜS VE MESCİDİ AKSANIN İSLAMDAKİ YERİ

KUDÜS VE MESCİDİ AKSANIN İSLAMDAKİ YERİ

46 yıldır süren bu işgale "hayır" demenin şimdi tam zamanıdır. Artık bütün bir İslam dünyasının sesini yükseltmesinin ve tüm cihana bu işgale son verilmesi ve Kudüs'ün özgürlüğüne kavuşturulması mesajını vermesinin tam zamanıdır. Tevhit inancının önderleri olan peygamberlerin Allah’ın dinini en yoğun olarak insanlara tebliğ ettikleri kutsal bir mekân olan Kudüs, tarih boyunca birçok devlet ve milletin ilgi odağı hâline gelmiştir. Kudüs, imar edildiği günden bu yana Şam diyarının merkezi ve başkenti olagelmiştir. Hz. İbrahim ve Hz. Lut’un Filistin bölgesine gelip yerleşmelerinden itibaren bu bölgenin tümü mübarek kabul edilmiştir. “Biz onu (İbrahim’i) ve (yeğeni) Lut’u âlemler için mübarek kıldığımız arza (yere ulaştırıp) kurtardık.” (Enbiya; 71). Bereketli kılınan bu bölgenin mübarek olarak kabul edilmesinin nedeni, Cenab-ı Allah’ın hikmetiyle buradan pek çok peygamberin gelip geçmesi ve burada vefat edip defnedilmesi veya meyve ve sebzelerle etrafının bereketlendirilmiş olmasından ileri gelmektedir. Hz. Peygamber; “Ziyaretler ancak üç mekâna yapılır. Mekke’deki Mescidu’l-Haram’a, Medine’deki benim bu mescidime ve Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya.” buyurmuştur. Resulullah’ın bu hadisi ile bu üç belde İslam’da kutsal ilan edilmiş ve bunların dışında kutsiyeti olan başka bir dördüncü şehirden söz edilmemiştir. Ancak Şam ve İstanbul da hadislerde zikredildiklerinden bir bakıma kutsiyetlerine işaret edilmiş beldelerdir. İslam’ın Mekke’de ilk tebliğ edildiği günlerde bu dinin en önemli ibadetlerinden biri olan namazın Mescid-i Aksa’ya yönelerek kılınması İslam’ın ilk kıblesinin bulunduğu Kudüs şehrinin önemini açıkça gösterir. Müslümanlar bu ilk kıblenin kutsiyetini idrak ederek tarih boyunca buraya sahip çıkılması gerektiğinin bilinciyle hareket etmiş ve bu mukaddes beldeyi her zaman koruyarak tevhit inancının bayrağı altında bulunması gerektiğine inanmışlardır. Kudüs ebediyen İslam’ın ilk kıblesi olma özelliğini koruyacak ve Müslümanlar buraya sahip çıkmak zorunda olduklarını hep idrak edecek ve bu beldenin Haçlı veya Yahudiler tarafından işgal edilmesi hâlinde tarihte olduğu gibi mutlaka kurtarılması gereğine inanarak çalışacaklardır. Kudüs Yahudilerin değil, Hz. Âdem’den bu yana gelen tevhidin temsilcisi peygamberlerin mirasıdır. Bu miras nesilden nesile Allah’a itaat eden salih kullara devredilmiş ve onlar buna sahip çıkmıştır. Cenab-ı Allah bu kutsal toprakların daima salih kimselerin yönetiminde kalmasını irade buyurmuş, fasık ve zorbaların hâkimiyetine geçen bu toprakların tekrar peygamberlerin veya peygamber mirasçılarının eline geçmesini istemiştir. Bunun için de sık sık bu bölgeye peygamberler gönderip onları uyarmıştır. Hz. Musa’dan sonra gelen ve İsrailoğullarına mensup birçok peygamberin (Davud ve ardından Süleyman’ın) bu topraklarda Allah’ın şeriatıyla güçlü bir devlet olarak hükmetmelerinin sebebi budur. Davud öncesinde de Allah İsrailoğullarını tekrar küfre karşı cihat etme hususunda imtihan etmiş ve onlara Talut’u hükümdar olarak belirlemişti. Fakat onlar yine itaat etmeyip isyan ederek bu mukaddes topraklar uğruna savaşmaktan kaçınmışlardı. İşte bütün bu olaylar çerçevesinde, (Davud ve Süleyman’dan sonra) bu kutsal mekân ve toprakların mutlaka mümin ve muvahhidlerin yönetiminde olması gerektiğini anlıyoruz. Kâfir ve müşriklerin bu topraklar üzerinde velayet hakları olmamalıdır. Özellikle daha sonra Zekeriya ve Yahya’yı öldüren kitlenin bu topraklar üzerinde velayet hakkına sahip olamayacakları açıktır.
Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra farkı nedir? Hacer-i Muallak taşı

Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra farkı nedir? Hacer-i Muallak taşı

KUDÜS'deki Harem-i Şerif ya da diğer ismi ile Harem-üş Şerif 150 dönümlük bir alanı kaplar. Harem-i Şerif'te Mescid-i Aksa, Kubbet-üs Sahra, Hacer-i Muallak Taşı, Ruhlar kuyusu ve Hz. Muhammed'in Miraç'a çıktığı yer bulunur.
PEYGAMBER EFENDİMİZ(SAV)’İN DOĞDUĞU  EV

PEYGAMBER EFENDİMİZ(SAV)’İN DOĞDUĞU EV

Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz (sav) miladi 571 yılı Nisan ayının 20. Günü Mekke’de doğmuştur. Arabi ay olarakta Rabiu-Evvel ayının 12. Pazartesi sabahı dünyaya o mübarek gözlerini açmıştır. Peygamber Efendimiz (sav) doğduğunda tan yeri ağarıyordu. Yani sabah namazı vakti olmuştu. Birçok harikulade hadisenin cereyan ettiği o mübarek gün ne güzel bir gündür. Peygamber Efendimiz (sav)’in annesi vefat edip, dedesi Abdulmuttalip’in himayesi altına girdiği zamana kadar aynı evde yaşamıştır. Yani çocukluk günleri doğduğu evde geçmiştir. Ayrıca o zaman Haşimi ailesi çok zengin olmamasına karşın, Mekke’nin en saygın ailelerinden durumunda idi.
MEDİNE VE KABR-İ SAADETİ ZİYARET

MEDİNE VE KABR-İ SAADETİ ZİYARET

Medine’ye girerken ihrama girilmez. Mekke’de ihramlı iken olan yasaklar, Medine’de yasak değildir. Medine şehri uzaktan görülünce salât ve selam getirilir. Sonra, (Allahümme hâzâ haremü Nebiyyike ve mehbitü vahyike femnin aleyye biddühuli fihi vec’alhü vikâyeten li minennâr ve emânen minel azâb vec’alni minelfâizine bi şefaatil Mustafâ yevmelmeâb) denir. Hacdan sonra, Medine’ye gidip, Resulullah efendimizin mübarek kabrini ziyaret etmek lazımdır. Medine’ye girince, yalnız kabr-i Nebiyi ziyareti niyet etmeli. Mescid-i Nebide bir namaz, başka yerlerdeki bin namazdan daha üstündür. Oruç, sadaka, zikir ve Kur’an-ı kerim okumak gibi ibadetler de böyledir. Şehre veya Mescide girmeden önce gusül abdesti alınır. Güzel koku sürünülür. Yeni, temiz elbise giyinilir. Şehre yürüyerek girmek iyi olur.
MESCİD-İ ZÜLHULEYFE (MÎKÂT MESCİDİ)

MESCİD-İ ZÜLHULEYFE (MÎKÂT MESCİDİ)

Zülhuleyfe, Medine yönünden Mekke’ye gideceklerin ihram yeri (mîkât) olarak Peygamber Efendimiz tarafından belirlenmiştir. Bugün Hz. Ali’ye nisbetle “Âbâr-ı Ali” (Ebyâr-ı Ali) adıyla anılan Zülhuleyfe’deki bu mescidin Mescis-i Nebevî’ye uzaklığı yaklaşık 11 km.dir. Medine’nin güneybatı sınırı buraya kadar ulaşmıştır.
CUMA MESCİDİ

CUMA MESCİDİ

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hicret sırasında Kubâ’ya ulaşarak burada Mekke’den gelecek olan Hz. Ali (r.a.) ve diğer muhacirleri beklemek üzere 14 gün kaldı.
 UHUD DAĞI

UHUD DAĞI

Uhud Muharebesi, 23 Mart 625'te Uhud Dağı'nda yapıldı. Şu anki Arabistan'ın kuzeybatısında Medine'deki Müslümanlar ile Mekkeli Ebu Süfyan'ın ordusu arasında yapıldı. Muharebenin en önemli sonuçlarından biri Hz.Hamza'nın öldürülmesidir
UMRE PROGRAMLARINDA KAMPANYA

UMRE PROGRAMLARINDA KAMPANYA

Arzın Kalbinde Siz Değerli Misafirlerimize Kusursuz Eksiksiz İbadetleriniz İçin 7/24 Kutsal Topraklarda Hizmetinizdeyiz
MESCİD-İ KUBÂ

MESCİD-İ KUBÂ

Kubâ Mescidi, Mescid-i Haram, Mescid-i Nebi ve Mescid-i Aksâ’dan sonra en faziletli mesciddir. Kubâ Mescidi’nde namaz kılmayı umreyle eşdeğer gören Peygamber Efendimiz, Medine’de bulunduğu zamanlar Cumartesi, bazen da Pazartesi günleri ve Ramazan’ın 17. günü Mescid-i Kubâ’ya giderek namaz kılar, burada verilen Kur’an-ı Kerim derslerini denetler, kendisine sorulan soruları cevaplandırırdı. Kur’an-ı Kerim’de Tevbe Suresinin 108. ayetinde sözü edilen mescidin Kubâ Mescidi olduğu kabul edilir: